Penaltı Baba
Hoşgeldiniz
Giriş

Oscarlar


  • 2014 Oscarları Üzerine

    Ve iyisiyle kötüsüyle 2014 yılını da geride bırakarak, (ikinciyi yaptığımıza göre) geleneksel Penaltı Baba Oscarları’nı neş’e ile tamamladık. Bu süreçte bizlerle olan müdavimlerimize Tırto Prodakşın olarak teşekkür ederiz.

    2014, kâh hüzünlendiğimiz kâh sevince gark olduğumuz bir sene oldu. Bu durum sizlerin oylarına da yansıdı ve ortaya on branşta şöyle bir manzara çıktı.

    1. En iyi Penaltı Baba Oscarı’nı kazanan Transformers isimli çalışmamızın yarışmada güçlü rakiplerine rağmen zorlanmaması ilginçti. Sanat tarihçileri, “her türlü atarım” serisinin ekspressiyonist bir örneği olan Transformers’ın dikkat çekmesinin nedeninin yerde yuvarlanarak kalecinin dikkatinin dağıtılabileceğinin gösterilmesi olduğunu belirttiler. Bu yaklaşım izleyicinin dikkatinden kaçmamış olacak ki Oscar geldi. Bu dalda bir Capon oyunu olarak bildiğimiz SUDOKU üzerindeki esrarengiz maskeyi indirerek “araştırmacı penaltıcılık” örneği sergilediğimiz “SUDOKU’na sahip çık” çalışmamızın rağbet görmemesinin araştırmacılık hevesimizi kırmadığını belirtmek isterim.

    2. Sonuncu ve birinci arasındaki puan farkının çok az olduğu en iyi tema-müzik uyumu dalında ipi “the end” göğüsledi. Penaltı Baba’nın yayın hayatına son vermesi üzerine kurulu 1 Nisan şakasının yapıldığı bu videoya Sezen Aksu’nun “gidiyorum” parçası cuk oturmuştu. Bu arada, müzikologların diğer tüm adayların parçalarının temaları ile müthiş uyumlu olduğunu ısrarla belirttiklerini unutmamak gerek. Nitekim, Mart kedilerinin içinde olduğu hicranlı halin anlatıldığı “mouwww” bile son sırayı almasına rağmen müzik-tema uyumu bakımından dört dörtlüktü.

    3. Genelde doksana giden penaltıların yarıştığı en güzel penaltı ödülü bu sene açık ara farkla yerden atılan bir penaltının sahnelendiği “tower of the towers” isimli eserimize gitti. Psikologlara danıştığımızda, bunun nedeninin topun gidiş yönü, hızı ve durduğu yer arasındaki gerçek üstü uyum ve kalecinin yüzündeki çaresizlik ifadesinin oy verenlerin bilinç altına ince ince sızması olduğunu öğrendik. Yoksa diğer penaltılara haksızlık etmemek lazım. Her birisi adeta san’at eseri idi.

    4. Dünya tarihini değiştiren şanlı Çanakkale zaferimiz için atılan penaltı ile Beşiktaş’ın ve Türk futbolunun efsane ismi Süleyman Seba için atılan penaltının kıyasıya yarıştığı “en anlamlı mesaj” dalında birincilik burun farkıyla “Büyük Başkan” isimli çalışmanın oldu. Tarihçilerin, ülke futboluna bir daha böyle bir değer gelmeyeceği hususunda görüş birliğinde olduğu Süleyman Seba’yı bir defa daha saygıyla anıyoruz.

    5. “En iyi kostüm/aksesuar” dalında hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak bir kukla sahnesi kurduğum videomuz “Hacı Cavcav”ın büyük farkla birinci olması beni çok mutlu etti. Bu dalda takım elbise ile penaltı attığım “her şeyi devletten beklemeyin” isimli çalışmamız ikinci olurken, flüt çalayım derken iğrenç sesler çıkardığım “üflemeli çalgılar” isimli videonun sonuncu olması da kimseyi şaşırtmadı. Sosyologlar bu durumu “odun ile sanat arasındaki zarafet paradoksu” olarak niteliyorlar.

    6. Canavar da olsa candır yaklaşımı ile her varlığa önyargısız bakmanın bedelini ödediğimiz “Godzilla (aslında iyi çocuktur)” isimli çalışmamız bu seneki “en iyi sunuş” Oscarı’na layık görüldü ama onun arkasından ikinci seçilen “Kamuran” da en az onun kadar ilgi çekmişti. Film yapımcıları, bu başarıyı, teknolojik ögelerle süslenen Godzilla’daki panik havamızın, ağaç dalından atlamak gibi basit bir fiilin çok daha önüne geçmesi ile açıklarken, ağaçtan atlamanın da kendi içinde riskler taşıdığını ihmal etmiş gibi göründüler. “Kamuran” kazanmalıydı olm bunu, o kadar!

    7. Birincisinin tartışma götürmediği dallardan biri de “en iyi yardımcı oyuncu” idi… Gerçekten, diğer 4 video “Pennibal”daki iki kalecinin soyunma odasında küstahça, hoyratça ve bir o kadar da vicdansızca attıkları isterik kahkahadaki “gerçekliğin” yanına dahi yaklaşamadı. “Rol yapın olm” diyerek başlattığım kayıtta bu kadar gerçekçi oynamaları beni de kıllandırmadı değil aslında. Kriminologlara danıştığımda, bunun, bu ikisinin yıllar boyu bana biriktirdikleri negatif düşüncelerin bir dışavurumu olabileceğini, bunun da başıma bu ikisinden kaynaklanan bir şeyler gelmesine ön ayak olabileceğini öğrendim. Gözüm üstlerinde!

    8. En iyi uyarlama dalında Oscar alan “Heisenberg”in özellikle “Pennibal” ve “o penaltı Türkiye” ile çekişeceğini umanlar yanıldı. “Heisenberg” Oscar’ı rahat kazandı. Hurmanın iyi bir penaltıcının olmazsa olmaz gıdası olduğuna daha önce vurgu yapmıştık. Penaltı Baba’nın bu defa “kimyagerliğini” konuşturarak hurmanın dibine vuruşunu yılın popüler dizisi “Heisenberg” üzerinden anlattığı video haklı bir başarı elde etti. Bu başarının altındaki temel motivasyonu antropologlara sorduk ama yanıt alamadık. Aslında bir yanıt geldi ama burada yayımlayamıyoruz!

    9. Daha çekildiği gün Oscar’ı alacağına kesin gözüyle bakılan “örümcek ağı”nın “en iyi çekim açısı” ödülü almasına muhtemelen kimse şaşırmadı. Gerek kamerayı doksana yerleştirirken çektiğimiz sıkıntı gerek o noktaya penaltı atana kadar harcadığımız zaman bakımından da değdi doğrusu. Sismologlara, bu birinciliği yorumlamaları için görüş sorduğumuzda aldığımız yanıtlar ise onur kırıcı idi.

    10. “En iyi teknoloji”, çekişmeye sahne olan branşlardan birisi idi. “Godzilla (aslında iyi çocuktur)”un yakaladığı popülarite bu dalda ikinciliğe yetti ve “cemre” isimli eser Oscar’ı aldı. Böylece, “PB Oscarları”nda başarılı olmak için illa yüksek bütçeye sahip olunması gibi bir koşul bulunmadığı da ispat edilmiş oldu. Nitekim, “cemre”deki bahar sevincinin trajik bir şekilde noktalanması izleyiciyi oldukça etkilemişti. Bu etkiyi sorduğumuz ünlü modacıların yüzümüze bakışı ise tatmin edici olmaktan uzaktı.

    Böylece acısıyla, tatlısıyla bir Oscar yarışmasını daha geride bıraktık. “Tırto Prodakşın” olarak bu keyifli süreçte bizlerle olan tüm Penaltı Baba müdavimlerine teşekkür eder, 2015 Oscarları için yeniden bir araya gelmeyi kalpten temenni eder ve gözlerinizden öperim canım.

    Penaltı Baba

    Devamı.. »

  • PB 2013 Oscarları'nın ardından...

    İşte PB’nin 10 dalda toplam 117 oyun kullanıldığı ilk Oscarları sahiplerini buldu. Katılım için PB severlere teşekkürler.

    Oy dağılımının ortaya çıkardığı manzara şu şekilde:

    1) En prestijli dal olan “en iyi PB”de “her şey insanlık için” oyların %27,4’ünü alırken, onu az farkla “Penaltı Efendi” ve “tonight is the night” takip etti. Bu noktada özellikle “tonight is the night” hayranlarının hayal kırıklığının altını çizmek istiyorum.

    Ancak, penaltısında mükemmeliyetçiliği arayan ve her şeyi kendisi için değil insanlık için isteyen adamın karşı konulmaz egosunun işlendiği “her şey insanlık için”in PB severlerin nazarındaki önemini çok iyi biliyoruz. Söz konusu önemin bu birincilikle taçlandığını söylersek yanlış olmaz.

    2) Babadan oğula geçen bir kahramanlık öyküsü olması hasebiyle PB, halk tarafından sevilen bir karakter. İşte bu tarihi yönünü, 150 küsur yıl öncesinden bir kesit ile yaşamamızı sağlayan ve çok ses getiren PB’lerden “Penaltı Efendi” “en iyi PB” ödülünü alamasa da “en iyi kostüm/aksesuar” ile “en iyi yardımcı oyuncu” ödüllerini açık ara kazandı.

    Nitekim, kostüm konusunda hiçbir masraftan kaçınmayan “Tırto Productions”ın burada emeğinin karşılığını aldığını söyleyebiliriz.

    3) “En iyi tema-müzik uyumu” dalı Afrika mücadelesine şahit oldu. “Hello Africa tell me how you do it” ile “walk like an Egyptian” arasındaki çekişme adeta nefes kesti. 1980’lerin “yeke yeke”si ile tema arasındaki uyum sizlerin takdirlerine mazhar olarak “hello Africa tell me how you do it”e burun farkıyla (%0,9) birincilik getirdi.

    4) Benzer yarışma “en iyi penaltı” dalında da yaşandı. Aslında beş aday da hakikaten zımba gibi penaltılar idi ama bunlardan ikisi özellikleri itibariyle öne çıktılar. Sonuçta, PB müdavimlerinden Aytuğ Göksu kardeşimizin attığı trivela penaltının olduğu “tek çare Drogba” isimli video, bendenizin atmış olduğu 1976 patentli meşhur Panenka penaltısının yer aldığı “Panenka candır” videosuna 40-38’lik bir üstünlük sağlayarak birinci seçildi.

    Ha, Penaltı Babasını kendi uzmanlık dalında alt eden Aytuğ’un boyu mu uzadı? Hayır…:) Şaka bir yana bu penaltıdan dolayı kendisi ne kadar takdir edilse azdır. Sanat eseri gibi vuruş valla.

    5) Tüm branşlarda PB severlerden en çok oyu alan videomuz ise %57,3 ile “en anlamlı mesaj” dalında “blindfold” oldu. Mesajın yerine ulaşmış olmasından dolayı mutluluk duyduk.

    6) “En iyi sunuş” dalında ise enteresan bir yarış yaşandı. Sonuçta oyların 37’şer adedini alan “no mas violencia contra los toros” ile “hurma” beraberce bu dalın birinciliğini paylaştılar. Sunuş önemli tabii…

    Bu dalda “walk like an Egyptian”ın yarışmaması hayranlarını üzdü. Yayımlandığı günden bu yana özel izleyicisi olan “walk like an Egyptian”ın, özgün tarzı ile en az bir dalda dereceyi hak ettiğine inananların sayısı aslında hiç de az değil.

    7) “Her türlü atarım”, sadece PB’nin sloganı değil aynı zamanda önemli de bir penaltı kategorisi. Yaratıcılık sınırlarını zorlayarak attığımız bu penaltıların en iyisi için sevgili müdavimlerimiz %35 ile “sol” isimli penaltıyı adeta haykırdılar.

    “Sol ayağıyla penaltı atamayan baba mı olur” sosyal mesajı ile çocuklarından tutun da esnafa ve kitlelere kadar herkes tarafından sorgulanan PB’nın yeterliliği bu videoda sınanmış ve PB bu sınavı yüzünün akıyla geçmişti. PB müdavimleri de bu anlamlı detayı atlamamış. Teşekkürler.

    8) Şiir san’atın çok değerli bir kolu. Hayatında şiiri şiar edinmiş insanlardan olan PB’nin birbirinden anlamlı dörtlükleriyle bezenmiş beş videonun yarıştığı “en iyi şiirli video” dalında oyların %41,9’unu alan “congrats Mr. Obama” isimli, zamanın ABD seçimlerinin nabzını tutan penaltımız birinci seçildi. Bu da PB izleyicisinin sadece iç değil dış gelişmeleri de ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor.

    9) Son olarak “en kötü PB” dalı… Bu dal, enteresan şekilde beş videonun da birinciliğe ortak olduğu tek yarışa sahne oldu. Sonuçta “a beautiful mind” isimli çalışmamız en kötü PB seçildi. Allah razı olsun… Beş videonun da ortak özelliği isimleri ile içinde atılan penaltı arasındaki ilişkinin ne olduğunun anlaşılamaması idi. Bu ilişkiyi lütfen bana sormayınız, zira ben de bilmiyorum. :)

    Böylece, 2013 PB Oscarları’nı geride bıraktık ve bu eğlenceyi de hep birlikte paylaştık.

    Kısmet olursa 2014 Oscarları’nda yeniden buluşmayı arzuluyoruz ve diyoruz ki… The winner is…. :)

    Penaltı Baba

    Devamı.. »

RSS