Penaltı Baba
Hoşgeldiniz
Giriş

Popüler


  • Penaltı Baba "gol mü değil mi" yarışması birinci yıl değerlendirilmesi (14.12.2013)

    Penaltı Baba Ailesi’ne merhaba;

    “Gol mü değil mi” yarışması birinci yılını doldurdu. Toplam 12 yarışmada 12 farklı ödül verildi. Naif bir yarışma ortamında seviyeli bir rekabet sergileyen ve Penaltı Baba’yı yalnız bırakmayan tüm arkadaşlarımıza teşekkürler.

    12 yarışmada doğru cevabı bilenlerle ilgili küçük bir çalışma yaptık ve gördük ki şu dört arkadaşımız doğru cevabı bulma hususunda oldukça maharetli:

    Aytuğ Göksu

    10

    Mustafa Çörtebaşı

    8

    Fulya Turken

    7

    Kemal Erdamar

    6


    Hemen arkasından gelen grupta ise şu arkadaşlarımız bulunuyor:

    Bülent Yıldırım
    Kaan Köktürk
    Oya Akın
    Selim Akbay
    Taylan Çoban

    5

    İlhan Ertekin
    Melda Önhon Toptan
    Simge Özden

    4

    A.Zafer Gülşen
    Doğuş Dönmezer
    Ergüç Ülker
    Hulusi Hamamcıoğlu
    Uğur Akaydın

    3


    12 yarışmada 2 ya da 1 doğru cevap vermiş arkadaşlarımız ise şu şekilde:

    Ali Toptan
    Aylin Aroymak Tunçay
    Bekir Yeşilbostan
    Bilal Yıldız
    Bülent Tuncer
    Evrim Demirci Soranlar
    Fatma Kayhan
    Furkan Usta
    Gülsen Gürsel
    Özge İskender
    Özlem Demiraydın
    Pelin Yalçın
    Sinem Karapınar
    Yasemen Yazıcıoğlu
    Yüksel Şimşek

    2

    Burak Balcı
    Bülent Rona
    Defne Gürsel
    Devlethan Genç
    Engin Erkal
    Gürol Erdoğan
    İlker Bilgin
    Kadir Başsoy
    Nail Ersoy
    Nihan Tuna Koçer
    Ömer Kurtulan
    Tarık Kılıç
    Tayfun Kazazoğlu
    Ufuk Kunurkaya
    Umut Aktaş
    Yadigar Erguvan
    Yelda Ünal

    1


    12 yarışmada toplam 49 arkadaşımız doğru cevap vermiş. Bunların içinde bayların çoğunluğu (32 kişi) dikkat çekiyor. Ancak, her şeye rağmen bayanların da (17 kişi) başarısı küçümsenmemeli. Özellikle, toplam 7 doğru cevapla ilk dörde giren tek bayan Sn. Fulya Turken ve 5 doğru cevapla ilk dokuzda yer alan Sn. Oya Akın, bayların hâkimiyetinde olan yarışmada bayanların da pozisyon süzme yeteneği olabileceğini gösterdiler. Tebrik ediyoruz.

    Kim bilir bakarsınız bir gün Penaltı Baba olarak “ofsayt mı değil mi” diye bir yarışma başlatır, bayanların bu konudaki şehir efsanelerine konu olan eksikliğini gidermede bir nebze katkı sağlarız. Malum, Penaltı Baba yeryüzünde eğlenirken öğreten tek penaltıcı... :)

    Tekrar tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, bundan sonraki yarışmalara herkesi bekliyor ve bol penaltılı günler diliyoruz.

    Penaltı Baba

    Devamı.. »

  • Maksat Paylaşmak

    İlk penaltımızı 25 Şubat 2012’de karlı bir havada atmışız ve anı olsun diye kaydetmişiz. Daha sonra penaltıya bir isim vermişiz (deep impact) ve futbolsever dostlarla paylaşmak istemişiz.

    Maksat paylaşmak…

    Sonra haydi bu penaltılara bir konu bulalım üstüne bir de anons yapalım demişiz… Süreler biraz daha uzamış. Aklınıza gelebilecek her konuda penaltılar çıkmış ortaya. Hatta bazısına mesaj yüklemişiz, eleştirmişiz ya da övmüşüz.

    Maksat paylaşmak…

    Yetmemiş kendimize slogan yapmışız (her türlü atarım), tutup bir de dünyanın ilk ve tek “temalı penaltıcısı” diye havaya girmişiz. Logomuz bile olmuş, sanırsın holding...

    Maksat hep paylaşmak…

    Sonra yakınımızdaki dostlar, kardeşler PB’ya dâhil olmuş… Onlarla çekmişiz videoları, hatta onların fikirlerinden yola çıkmışız, PB hazırlamışız. Feysbuk dar gelmiş, kendi sitemize taşınmışız...

    Maksat paylaşmak…

    Gel zaman git zaman penaltılardan “gol mü değil mi” eğlencesi çıkmış. Sormuşuz eşe dosta “gol mü değil mi” diye, bilene de küçük bir hatıra ödül yollamışız.

    Maksat hala paylaşmak…

    Aradan tam iki sene geçti. Kar, yağmur, güneş, rüzgâr derken Penaltı Baba artık her hafta bir konu, ona eşlik eden bir müzik ve bir isimle, biraz teknoloji kullanarak ama başı sonu belli bir format içinde penaltısını atıyor, yarışma düzenliyor, hediye veriyor. Oscar'ı bile var...

    O günden beri değişmeyen tek şey ise amaç… Paylaşmak…

    Bugünkü “iyi ki doğdun” videosu 144. PB olmuş. 144 videodur eğer bir kişiyi bile günlük hayatın rutinlerinden, sıkıntılarından biraz olsun uzaklaştırabildiysek, eğlenceyi, keyfi paylaşabildiysek ne mutlu…

    Bu paylaşımı daha uzun süre devam ettirebilmek dileğiyle…

    PB
    25 Şubat 2014

    Devamı.. »

  • Neden "iki ayaklı danalar"?

    Trafik anıları da askerlik anıları kıvamına geldi artık. “Bir gün nöbetçi çavuş benim, tam içtima alınacak…” diye başlayan cümleler kadar “bir gün gene tali yoldan ana yola çıkıyorum…” gibileri de az yer tutmuyor dost zohbetlerinde. 

    Trafik deyip geçmeyin. Trafiğin, direksiyon başındakinin kişiliğinden tutun da ülkenin sosyoekonomik özelliklerine kadar ipuçları verme özelliğini göz ardı etmemek lazım. 

    Otomobil sayısının artması gelişmişliğe mi işarettir yoksa az gelişmişliğe mi onu başka bir PB’de gündeme getireceğiz ama “iki ayaklı danalar”da amacımız direksiyon başındayken dikkat etmemiz gereken bir şeyi hatırlatmaktı.

    Yıl 1998… Arabamı yeni almışım, acemiyim. Tali yoldan ana yola hızla çıkıyorum ve arkamdan gelen araç bana çarpmamak için aniden fren yapmak zorunda kalıyor. Selektör, korna derken yanıma gelip camını açıyor. Tam saydıracakken, “haklısınız, acemiyim, çok özür dilerim” diyorum. Adamın ağzı açık, söyleyecekleri içerde kalmış yüzü hala aklımda… “Olur öyle, geçmiş olsun” diyor ve uzaklaşıyor.

    Yıl 2012… PB ekibi olarak gece yarısı maçımızdan dönerken bir arabanın yolu tıkaması nedeniyle tartışma yaşadık. Detaylarla uzatmadan son sahneyi anlatayım. Direksiyon başında yaşı en fazla 22-23 olan genç kız haksız olduğu halde, arada aynaya bakmasını tavsiye etmem üzerine bana oturduğu yerden küfür ediyordu.

    Benim için tartışmanın bittiği nokta bu hareket oldu. Büyük şaşkınlık içinde “la havle” çekerek oradan ayrıldık ama aklımda kalan bu ülkede saygısızlıkla destekli empati yoksunluğu illetinin artık içimize yaş, cinsiyet, toplumsal statü gibi kriterleri de ezip geçerek sızmış olduğu gerçeği idi. Haksız olduğunu kabullenip özür dilemek erdem olmaktan çıkmış, zafiyet göstergesi olmuş.

    Aslında bu “hem suçlu hem güçlü” çıkışına sinirlenmem gerekirken daha çok kendi çocuklarımı böyle olmaktan nasıl koruyacağıma takılmıştı kafam. Dışarıda ortalama birey kalitesi bu kadar düştü ise işimiz iş diye düşündüm.

    Yıl 2013… Bir Cuma gecesi maça yetişeceğim. Arkadaşlarımı yoldan almak için 10 dakikam var. Hava -4 derece, kimseyi bekletmek istemiyorum. Bir bakıyorum ki arabamın önünde park etmiş bir araba var; üstelik telefon numarası da bırakmamış. Uzatmayayım, bunun son sahnesinde de arabanın sahibi gelmiş, ben söyleniyorum ve hatta azarlıyorum. Sorumsuzluktan, medeniyetsizlikten dem vuruyorum.

    Tesadüf o ki, yine bir genç kız ama bu defa benden özür diliyor. Ben de “bırak Allah aşkına” diyerek arabama biniyorum. Kız dedesini kaybettiğini, bu nedenle dalıp telefon bırakmadığını söyleyerek ağlamaya başlıyor ve oradan uzaklaşıyor. Doğru ya da yanlış, oralara girmiyorum hiç. Şimdi öğrenme ve iğneyi kendine batırma sırası bende…

    Sinyal vermek, gereksiz hız yapmamak, sıraya riayet etmek, ota böceğe selektör yapıp milleti rahatsız etmemek (ki muhtemelen selektör müessesesini olur olmaz kullanan tek milletiz), geçiş üstünlüğünü gözetmek ve daha niceleri sadece güvenlik için yok. Bunlar aynı zamanda trafiği paylaştığımız diğer insanları ve toplumu ne kadar umursadığımızı ya da umursamadığımızı gösteriyor. Bunlar aslında direksiyonun başındaki kişinin medeniyet skalasındaki yerini işaret ediyor.

    Hatta biraz ince düşünsek, kendimizle yüzleşsek utanacağız… Kaçımız, “beş dakika önce sinyal vermeden milletin önüne atlarken şimdi sinyal vermediği için karşımdakine söylenen ben miyim” diye kendine sordu bugüne kadar?

    Uzatmayalım…

    Trafik, büyük şehirlerde yaşayanlarımız için değiştiremediğimiz bir gerçek. Sadece zaman ve para kaybına uğradığımız değil aynı zamanda ömürden de yediğimiz sinir stres savaşı. Hayatı birbirimiz için yeterince daraltıp zorlaştırmıyormuşuz gibi bir de üstüne çileye çile eklediğimiz iğrenç bir süreç.

    Ve bu süreci kolaylaştırmak, en azından aşındırıcı etkilerini azaltmak için bize gerekli olan biraz empati…

    Bize otomobil değil önce insan lazım.

    Direksiyon başında “iki ayaklı dana” olmayalım.

    PB

    Devamı.. »

  • "Gol mü değil mi" yarışması 18 ay değerlendirmesi

    Selamlar Penaltı Baba Ailesi;

    Malum, karne zamanı geldi. Aynı zamanda, sizlerin ilgisiyle uzun süredir devam eden ve nereye gideceği kestirilemeyen “gol mü değil mi” yarışmasının “birbuçukuncu” yılı da geride kaldı. Bir elin beş parmağı bir değil elbet… İçinizden, pozisyon süzme yeteneği ile sivrilenlerden tutun da sallama konusunda uzman olanlara kadar ne cevherler çıktı.

    Bu nedenle, geride kalan 18 yarışmada bakalım kimler nasıl öne çıkmış, durum ne imiş, karneleri görelim didik…:)

    İşte ilk altı…

    Aytuğ   Göksu

    14

    Mustafa   Çörtebaşı

    10

    Fulya   Turken

    9

    Kemal   Erdamar

    9

    Melda   Önhon Toptan

    7

    Oya   Akın

    7

    Bu arkadaşlara yıldızlı beş, kırmızı kurdele, bedava pergel-iletki-gönye takımı…

    PB müdavimlerinden, sınıfın parlak çocuğu Aytuğ kardeşimiz birinciliği kimselere bırakmıyor. Bakalım başta Mustafa olmak üzere yıl sonunda Aytuğ’a yetişen çıkacak mı? Her ikisi de fevkaladenin fevkinde başarılı yarışmacılar. Başarılarının devamını diliyorum.

    Bu arada ilk altıda üç bayan olması acaba bayanların “dop” konusunda artık çok daha bilinçli ve ilgili olduğunu mu gösteriyor yoksa bu hanımefendilerin sallama kapasitesini mi bilemiyoruz. Arada ofsayt sormak lazım aslında, o zaman anlarız…:)

    Sayın Rektörümüz Oya Hanım akademik insan sonuçta… Her tahmininin arkasında bilimsel bir süreç yatıyor, saygı duyuyoruz. Ancak, “dop” öyle bilimle irfanla açıklanabilen bir olgu değil tabii. İspatı ise Melda Hanım… Sessiz sedasız geldi, aynı puanla ilk altıya yerleşti. Helal valla.

    Bu grupta, Fulya Hanım’ın dönem boyunca cevaplarını sona saklaması, Aytuğ’un da ona nazire yaparcasına son dakikaya kadar beklemesi dikkatlerden kaçmadı. Kanlar kaynıyor. Rekabet, gençlik güzel şey tabii…:)

    İlk altının hemen arkasından gelen orta sıra grubu ise şu şekilde…

    Taylan   Çoban

    6

    Simge   Özden

    4

    Selim   Akbay

    6

    Doğuş   Dönmezer

    4

    İlhan   Ertekin

    6

    Ergüç   Ülker

    4

    Bülent   Yıldırım

    5

    Fatma   Kayhan

    4

    Kaan   Köktürk

    5

    Kadir   Başsoy

    4

    A.Zafer   Gülşen

    5

    Evrim   D.Soranlar

    4

    Pelin   Yalçın

    5

    Devlethan   Genç

    4

    Özge   İskender

    5

     

    Yüksel   Şimşek

    5

     

    Bu grubun bir özelliği, içinde yarışmaya başından beri katılan ama her ay katılmayan arkadaşlar (örnek: Taylan Çoban, Bülent Yıldırım, Kaan Köktürk, Simge Özden, Pelin Yalçın) ile yarışmayı sonradan keşfeden ama her ay katılan arkadaşları (örnek: Evrim D.Soranlar, Devlethan Genç, Özge İskender) aynı anda barındırıyor olması.

    İkinci grup çalışkanlığı ve devamlılığı ile üst gruba yetişme potansiyeli taşıyor ama birinci grup düşündürücü… Velilerini çağıracağım. :)

    Sınıfın muhalif ve haşarı çocuğu Selim Akbay biraderim devamlılığına rağmen bu dönem de üst gruba geçemedi. Biraz daha gayret Selimciğim. :)

    İlhan, öyle her soruya “örtmenim” diye zıplıyorsun ama cevapları kafadan salladığını biliyorum. Aslında ciğerini biliyorum. Daha çok çalışacaksın evladım.

    Yüksel Şimşek ve Doğuş Dönmezer kardeşlerim ise yarışmaya bolca katılıp gayret gösteriyorlar ama notlar düşük kalıyor; bir yerde yanlışlık var. Gayretlerinden dolayı kanaat kullandım ve bu arkadaşlar da sınıfını geçti. Ancak, gözüm üstlerinde… :)

    Kadir Başsoy, Fatma Kayhan, Taylan Çoban, Bülent Yıldırım, Kaan Köktürk, A.Zafer Gülşen zehir gibi pozisyon bilgisine sahip ama devamlılık kötü. Başka yarışmalara mı katılıyorlar bir tespit etsem yakacağım karnelerini ama kıyamıyorum da bir taraftan. Karmaşık duygular içindeyim…:)

    Hani böyle yapmak benim de hoşuma gitmiyor ama illa söyleteceksiniz. Bir alt grup var ki, sınıfın tembelleri… Devamsızlık mı istersiniz, devamlılığa rağmen pozisyon bilgisinde ilerleme kaydedemeyen mi istersiniz…:)

    Buyurun bakın:

    Hulusi   Hamamcıoğlu

    3

    Burak   Balcı

    1

    Barış   Yaşar

    1

    Uğur   Akaydın

    3

    Bülent   Rona

    1

    Ayben   Çevik

    1

    Sinem   Karapınar

    3

    Defne   Gürsel

    1

    Tolga   Tunaboylu

    1

    Engin   Erkal

    3

    Gürol   Erdoğan

    1

    Ayhan   Işık

    1

    Ali   Toptan

    2

    İlker   Bilgin

    1

     

    Aylin   A.Tunçay

    2

    Nail   Ersoy

    1

     

    Bekir   Yeşilbostan

    2

    Nihan   Tuna Koçer

    1

     

    Bilal   Yıldız

    2

    Tarık   Kılıç

    1

     

    Bülent   Tuncer

    2

    Tayfun   Kazazoğlu

    1

     

    Furkan   Usta

    2

    Ufuk   Kunurkaya

    1

     

    Gülsen   Gürsel

    2

    Umut   Aktaş

    1

     

    Özlem   Demiraydın

    2

    Yadigar   Erguvan

    1

     

    Yasemen   Yazıcıoğlu

    2

    Yelda   Ünal

    1

     

    Ömer   Kurtulan

    2

    Sibel   Ayvaz Altınok

    1

     

    Bu gruptan, yarışmayı sonradan keşfedip de katılan ve hem devamlılık arz eden hem de doğru bilmeye gayret gösteren Ömer Kurtulan ve Ayhan Işık kardeşlerimizi ayırıyor gerisine kocaman bir sıfır veriyorum...:) Bütünlemeye kaldınız. O iki arkadaşınız sene sonunda üst gruplara tırmanırken siz hala bu gruptan bakıyor olacaksınız ama iş işten geçecek. Demedi demeyin. :)

    Bu arada bu grupta öyle isimler var ki, hediye kazandıktan sonra yarışmaya uğramadılar. Onlar kendilerini bilir :)… Rapor isteyeceğim bir daha… Var mı öyle PB hediyelerinin dandik olduğunu ima etmek…

    Kırılmak, gücenmek yok. PB bu bir halk şeysi, kahramanı… Adının içinde “baba” var. Sever de döver de… Aileyiz biz. :)

    Neyse efendim, bir dönemi daha tatlısıyla acısıyla kapadık. Yazın yarışmaya katılmayı ihmal etmeyin, iyi dinlenin, güz döneminde görüşmek üzere herkese iyi tatiller. Öpüyorum gül cemalinizden...

    Penaltı Babanız
    04.06.2014

    Devamı.. »

  • "Gol mü değil mi" yarışması 2014 yıl sonu karneleri...

    Penaltı Baba Ailesi’ne kucak dolusu sevgiler;

    Kışın bu soğuk günlerinde ve yeni yıla artık günler kala “hordi medyan” diyerek yola çıktığımız “gol mü değil mi” yarışmamızı el birliği ile ikinci yaşına erdirmiş bulunmaktayız. Boyumuz mu uzadı? Hayır…

    Ama dile kolay… 24 kere size “gol mü değil mi” diye sormuşuz ve kıymetli emeklerinizi esirgemeyerek 24 yarışmaya katılım sağlamışsınız. Ödülleri, kazananı, kazanamayanı derken akıllarda kalan hoş bir seda olmuş.

    Gene de yarışmanın her daim “bütün dünya buna inansa, bir inansa, hayat bayram olsa” tadında geçmediğini de belirtelim. Kıyasıya rekabetin su yüzüne çıktığı uzun aylar, zor sorular da yaşadık. İnsan en nihayetinde egosu olan bir varlık.

    İşte o rekabetin ikinci yılında artık gelenekselleşmiş karnemizi vermenin zamanı geldi. Önce biraz istatistik… İstatistik candır.

    24 yarışmada toplam 64 farklı kişi muhtelif zamanlarda doğru cevabı bilmiş ve kuraya girmiş. 64 kişinin 23’ünün bayan olması, bayanların da konuya ilgi gösterdiğinin işareti.

    Ayrıca, 24 ödül, toplam 19 kişi arasında paylaşılmış. Bunlardan;

    Evrim Demirci Soranlar: 3 ödül,
    Fulya Turken: 2 ödül,
    Melda Önhon Toptan: 2 ödül,
    Serdar Özgül: 2 ödül

    kazanmış. Burada, üç ödül kazanan yarışmacımıza bir yıldız vererek ona sayfamızda ayrı bir yer açma (hall of fame) projemizi müjdeleyelim… Uygulamaya Evrim Hanım ile başlamanın hazırlığı içindeyiz.

    Gelelim ilk yediye…

    Aytuğ Göksu (19)
    Kemal Erdamar (13)
    Mustafa Çörtebaşı (13)
    Fulya Turken (11)
    Melda Önhon Toptan (11)
    Doğuş Dönmezer (10)
    Selim Akbay (10)

    Bu arkadaşlar sınıfın medar-ı iftiharı… Alınlarından öpüyorum.

    Sınıfın örnek öğrencisi Aytuğ birinciliğini açık ara sürdürüyor. Velisi ile konuştuğumda (Umay), Aytuğ’un şehir değişikliğinden hiç etkilenmediğini, düzenli olarak çalıştığını, düzenli uyuduğunu, dersi derste öğrendiğini ve bu yarışmada birinci sırada olmayı gurur meselesi haline getirdiğini söyledi. Budur…

    2014’ün sonunda çıkış yapan İzmirli dostumuz Kemal Erdamar sonunda zirveyi yakaladı. Yarışmaya başından itibaren düzenli olarak katılan Kemal kardeşimizi tebrik ediyoruz. Mustafa ise hem düzenli katılımını hem istikrarlı başarısını bir ödülle taçlandıramamanın sancıları içinde. Bu eksiği 2015’te gidermesini dileriz.

    Sınıfın parlak öğrencilerinden Fulya Turken, bu yılın ikinci yarısında yaşadığı ince düşüşe rağmen ilk sıralardaki yerini koruyor. Başarılı ve azimli insan sonuçta… Ancak dikkat… Melda Önhon Toptan, Doğuş Dönmezer ve Selim Akbay’daki dikkat çekici çıkış Fulya’yı ve zirveyi tehdit etmeye başladı. Bu üç arkadaşımız yılın ikinci yarısını boş geçirmediler ve termodinamiğin meşhur “azim-beton prensibini” çalıştırarak zirveyi yakaladılar.

    İşte sınıfın tabiri yerindeyse “orta direği” diyebileceğimiz grubunun durumu:

    İlhan Ertekin

    8

    Kadir Başsoy

    5

    Oya Akın

    8

    Yelda Ünal

    5

    Ahmet Zafer Gülşen

    8

    Ayhan Işık

    4

    Yüksel Şimşek

    8

    Gülsen Gürsel

    4

    Evrim Demirci Soranlar

    7

    Serdar Özgül

    4

    Özge İskender           

    7

    Bekir Yeşilbostan

    3

    Devlethan Genç

    7

    Hulusi Hamamcıoğlu

    3

    Simge Özden

    7

    Sinem Karapınar

    3

    Bülent Yıldırım

    6

    Uğur Akaydın           

    3

    Taylan Çoban

    6

    Ahmet Bülent Özer

    3

    Fatma Kayhan           

    6

    Aylin Eroymak Tunçay

    3

    Kaan Köktürk

    6

    Furkan Usta

    3

    Pelin Yalçın

    6

    Kubilay Çetiner

    3

    Ergüç Ülker

    6

    Tolga Tunaboylu

    3

    Engin Erkal

    5

     

     


    İlk yedide bayan konsantrasyonunun azalmasındaki başlıca neden akademik insan Oya Hanım’ın düşüşü. Geçen karnede uyarmıştık. Her şeye ve hele hele “dop” mevzuuna bilimsel yaklaşırsanız hayatın gerçeklerini ıskalarsınız efendim.

    Bu grupta kıyasıya rekabet var. Grubu, rekabeti “endoplazmik retikulumuna kadar yaşayanlar” ve “hiç sallamayanlar” diye ikiye ayırmak mümkün. Birinci grubun en önde gelen isimlerinden Yüksel Şimşek ve Ahmet Zafer Gülşen’in durumu aynı. İstikrar ve yüksek isabet yüzdesi ile dikkat çekiyorlar ve tıpkı Mustafa gibi bu performanslarının ödülle taçlanmasını bekliyorlar. Umarız 2015’te bunu da yaşarız.

    Sınıfın enteresan öğrencisi Evrim Demirci Soranlar… Çok başarılı. Yarışmaya daha geç katılmasına rağmen orta grubun üstlerinde kendine yer bulduğu gibi, üstüne 3 ödül kazanarak bir rekora imza attı. Bazıları şanslı doğar. Evrim Hanım özel tekniği ile kendi şansını yaratanlardan.

    Bir parantez açıp, Serdar Özgül’ün de 4 doğru cevapta 2 ödül kazanarak şans faktörünü konuşturduğunu belirtelim. Serdar’daki doygunluk dikkatlerimizden kaçmadı. Biraz gevşeme mi var ne?

    Özge İskender ve Devlethan Genç… Sınıfa sonradan katıldılar ama örnek tavırları ile herkesin takdirini kazandılar. Kendilerini pembeleşene kadar kısık ateşe bıraktık. Gelecek yıl sonu üst gruba girme adaylarıdırlar. Her ikisi de mercek altında. Kadir Başsoy ve Yelda Ünal da çıkış yaptılar ama merceğin altında yer kalmadı; alırız bir ara.

    Bir de tembeller grubumuz var. Simge Özden, Taylan Çoban, Fatma Kayhan, Kaan Köktürk, Pelin Yalçın, Ergüç Ülker ve Engin Erkal… Bilgisiz değilsiniz, pozisyon süzme iyi, hal tavır pekiyi… Ne oldu sizlere evladım? Yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda. Kumaşınız iyi ama biraz gayret lütfen!

    Gülsen Gürsel’in durumu herkese hayat dersidir. Böyle küskün ergen tavırlarla ancak kendine zarar verirsin kardeşim (mecazi değil, hakikaten kardeşim). Ödülü kapıp, gaz çıkınca kendisi de durumu gördü ama çok geç. Onu kazanacağız inşallah, ben iyimserim.

    Ayhan Işık iddialı başlangıcını sürdüremedi ama bu defa da Kubilay Çetiner’in iddialı çıkışını izledik. Yarışmaya keyif katıyorsunuz. Ben de size karşı boş değilim, bilesiniz.

    Bekir Yeşilbostan, Hulusi Hamamcıoğlu, Sinem Karapınar, Uğur Akaydın, Ahmet Bülent Özer, Aylin Eroymak Tunçay, Furkan Usta, Tolga Tunaboylu… Kırın çocum sınıfı, kırın gidin kıraathanelerde, bilardo salonlarında heder edin gençliğinizi. Size başka da bir şey demiyorum!

    “Orta direğin” en tepesinde bulunan İlhan Ertekin’i sona bıraktım. Kendisinin futbol kariyerine bizzat şahit olduğum için tek kelimeyle şokta olduğumu belirtmeliyim. Bir türlü yakalayamadım ama kesin kopya çekiyor. Bu para-normal skorun açıklaması yok.

    Sınıfın başarısızlarına gelince…

    2015’in Türkiye’sinde şu hale bakar mısınız?

    Ali Toptan

    2

    Canan Baran

    1

    Bilal Yıldız

    2

    Ferhat Karaman

    1

    Bülent Tuncer

    2

    Gürol Erdoğan

    1

    Ömer Kurtulan

    2

    İlker Bilgin

    1

    Özge Sezen Sara

    2

    Nail Ersoy

    1

    Özlem Demiraydın

    2

    Nihan Tuna Koçer

    1

    Yasemen Yazıcıoğlu

    2

    Özgür Yalın

    1

    Defne Gürsel

    2

    Sibel Ayvaz Altınok

    1

    Fatma Derya Koç

    2

    Tarık Kılıç

    1

    Ata Ertekin

    1

    Tayfun Kazazoğlu

    1

    Ayben Çevik

    1

    Ufuk Kunurkaya

    1

    Barış Yaşar

    1

    Umut Aktaş

    1

    Burak Balcı

    1

    Yadigar Erguvan

    1

    Bülent Rona

    1

    Pınar Özyürek

    1


    Aileleriniz maddi manevi o kadar şeye katlanıyor ama sizin aklınız beş karış havada. Yazık günah… Bak hala gülüyorlar, kime diyorum ooolum !!

    Durduk yere gerildim, def gibi oldum 2015 öncesi… Bu sene bu kadar.

    Öpüyorum.

    Penaltı Babanız
    29.12.2014

    Devamı.. »

RSS