Penaltı Baba
Hoşgeldiniz
Giriş

Neden "iki ayaklı danalar"?

Trafik anıları da askerlik anıları kıvamına geldi artık. “Bir gün nöbetçi çavuş benim, tam içtima alınacak…” diye başlayan cümleler kadar “bir gün gene tali yoldan ana yola çıkıyorum…” gibileri de az yer tutmuyor dost zohbetlerinde. 

Trafik deyip geçmeyin. Trafiğin, direksiyon başındakinin kişiliğinden tutun da ülkenin sosyoekonomik özelliklerine kadar ipuçları verme özelliğini göz ardı etmemek lazım. 

Otomobil sayısının artması gelişmişliğe mi işarettir yoksa az gelişmişliğe mi onu başka bir PB’de gündeme getireceğiz ama “iki ayaklı danalar”da amacımız direksiyon başındayken dikkat etmemiz gereken bir şeyi hatırlatmaktı.

Yıl 1998… Arabamı yeni almışım, acemiyim. Tali yoldan ana yola hızla çıkıyorum ve arkamdan gelen araç bana çarpmamak için aniden fren yapmak zorunda kalıyor. Selektör, korna derken yanıma gelip camını açıyor. Tam saydıracakken, “haklısınız, acemiyim, çok özür dilerim” diyorum. Adamın ağzı açık, söyleyecekleri içerde kalmış yüzü hala aklımda… “Olur öyle, geçmiş olsun” diyor ve uzaklaşıyor.

Yıl 2012… PB ekibi olarak gece yarısı maçımızdan dönerken bir arabanın yolu tıkaması nedeniyle tartışma yaşadık. Detaylarla uzatmadan son sahneyi anlatayım. Direksiyon başında yaşı en fazla 22-23 olan genç kız haksız olduğu halde, arada aynaya bakmasını tavsiye etmem üzerine bana oturduğu yerden küfür ediyordu.

Benim için tartışmanın bittiği nokta bu hareket oldu. Büyük şaşkınlık içinde “la havle” çekerek oradan ayrıldık ama aklımda kalan bu ülkede saygısızlıkla destekli empati yoksunluğu illetinin artık içimize yaş, cinsiyet, toplumsal statü gibi kriterleri de ezip geçerek sızmış olduğu gerçeği idi. Haksız olduğunu kabullenip özür dilemek erdem olmaktan çıkmış, zafiyet göstergesi olmuş.

Aslında bu “hem suçlu hem güçlü” çıkışına sinirlenmem gerekirken daha çok kendi çocuklarımı böyle olmaktan nasıl koruyacağıma takılmıştı kafam. Dışarıda ortalama birey kalitesi bu kadar düştü ise işimiz iş diye düşündüm.

Yıl 2013… Bir Cuma gecesi maça yetişeceğim. Arkadaşlarımı yoldan almak için 10 dakikam var. Hava -4 derece, kimseyi bekletmek istemiyorum. Bir bakıyorum ki arabamın önünde park etmiş bir araba var; üstelik telefon numarası da bırakmamış. Uzatmayayım, bunun son sahnesinde de arabanın sahibi gelmiş, ben söyleniyorum ve hatta azarlıyorum. Sorumsuzluktan, medeniyetsizlikten dem vuruyorum.

Tesadüf o ki, yine bir genç kız ama bu defa benden özür diliyor. Ben de “bırak Allah aşkına” diyerek arabama biniyorum. Kız dedesini kaybettiğini, bu nedenle dalıp telefon bırakmadığını söyleyerek ağlamaya başlıyor ve oradan uzaklaşıyor. Doğru ya da yanlış, oralara girmiyorum hiç. Şimdi öğrenme ve iğneyi kendine batırma sırası bende…

Sinyal vermek, gereksiz hız yapmamak, sıraya riayet etmek, ota böceğe selektör yapıp milleti rahatsız etmemek (ki muhtemelen selektör müessesesini olur olmaz kullanan tek milletiz), geçiş üstünlüğünü gözetmek ve daha niceleri sadece güvenlik için yok. Bunlar aynı zamanda trafiği paylaştığımız diğer insanları ve toplumu ne kadar umursadığımızı ya da umursamadığımızı gösteriyor. Bunlar aslında direksiyonun başındaki kişinin medeniyet skalasındaki yerini işaret ediyor.

Hatta biraz ince düşünsek, kendimizle yüzleşsek utanacağız… Kaçımız, “beş dakika önce sinyal vermeden milletin önüne atlarken şimdi sinyal vermediği için karşımdakine söylenen ben miyim” diye kendine sordu bugüne kadar?

Uzatmayalım…

Trafik, büyük şehirlerde yaşayanlarımız için değiştiremediğimiz bir gerçek. Sadece zaman ve para kaybına uğradığımız değil aynı zamanda ömürden de yediğimiz sinir stres savaşı. Hayatı birbirimiz için yeterince daraltıp zorlaştırmıyormuşuz gibi bir de üstüne çileye çile eklediğimiz iğrenç bir süreç.

Ve bu süreci kolaylaştırmak, en azından aşındırıcı etkilerini azaltmak için bize gerekli olan biraz empati…

Bize otomobil değil önce insan lazım.

Direksiyon başında “iki ayaklı dana” olmayalım.

PB

Yorum Yazın

Yorum yazmak için Giriş yap ya da Üye ol .

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İgili Makaleler

  • Neden "rutin bizim işimiz"?

    Artık psikolojik bir rahatsızlık mı yoksa şehir hayatının, (hele hele o şehir Ankara ise) insanı kuşattığı çemberin...

  • Neden "hurma"?

    Neden “hurma”? Malumunuz, hurma ağacı palmiyegiller familyasından olup, ılıman, tropikal ve çöl ik...

  • Neden "blindfold"?

    Neden Blindfold? Sabah yatağınızdan kalkar kalkmaz yaptığınız temel faaliyetleri gözünüzü kapatarak ya...

RSS